28 Mayıs 2015 Perşembe

Mürşid Nazarı


Mürşid Nazarı 
Kardeşler, onların bakışları kalp hastalıklarına şifadır. Onlardan çıkan nur Allah’ın nurudur. Bu yüzden insanlara tesir eder. Bu nuru isteyene daha çok verilir. Bu da Allah’ın izniyle olur. Biz Allah (cc) ile aramızı düzeltmeliyiz ki sadatların tasarrufu üzerimize gelsin. Bu ise Allah’ın yasaklarından kaçmakla olur. Bu da yüce Allah’ı büyük bilmektir. Allah dilemezse mürşid bir şey yapamaz. Sadat-ı Nakşibendiyye’nin nazarının çok büyük tesiri var insanın manevi terbiyesinde. Gavs-ı Bilvanisi (ks) bir seferinde, mürşid nazarı ile ilgili olarak bize şöyle bir sohbet yapmıştı: Şeyh Necmeddin-i Kübra büyük bir Nakşibendi idi. Onun bir oğlu vardı ama babasının yoluna uymayan hareketleri çoktu. Bozuk yoldaydı. Necmeddin-i Kübra Hazretlerinin hanımı da buna çok üzülüyordu. Şeyh Hazretlerine yalvararak, -“Herkese faydan dokunuyor. Bu oğluna da bir şey yap. Bizi rezil ediyor, sıkıntıya sokuyor. Ona yazık değil mi? Bu senin evladın değil mi? Niye acımıyorsun?” dedi. Necmeddin-i Kübra Hazretleri, -“Peki öyleyse, söyle oğluma bu gece gelsin bahçede şu ağacın dibine otursun” buyurdu. Mübareğin hanımı da oğluna yalvardı. O da annesinin hatırını kırmadı “peki” dedi. Gece olunca o ağacın dibine oturdu. Biraz oturduktan sonra usandı, kalktı ve gitti. Az sonra onun kalktığı yere bir köpek geldi oturdu. Necmeddin-i Kübra Hazretleri gece yarısına doğru odanın penceresini açtı ve bahçedeki o ağacın dibine doğru nazar etti. Orada oğlu var zannediyordu. Mübareklerin nazarı orada olduğunu zannettiği oğluna değil köpeğe geldi. O hayvan, içi yanarak ağlar gibi havlayarak oradan uzaklaştı. O şehirdeki bütün köpekler onun peşine düştü. O nereye gitse diğerleri de onu takip etti. O durunca diğer köpekler sanki karşısında edep tutar gibi beklerdi. Bu köpek üç gün yaşadı. Üç gün boyunca o şehrin köpekleri onun peşinden hiç ayrılmadı. Köpeğin öldüğünü işitince mübarek, -“O köpeğin ölüsünü defnedin. Allah Teala’nın aşk-ı muhabbeti onun içerisini yaktı, onun için öldü” dedi. Sadatın nazarı işte böyledir kardeşler. Bu yolda ilerlemek, mürşidi sevmeye bağlıdır. Mürşid sevgisinin artması için de sık sık ziyaret, rabıta ve mürşid sohbeti yapmak gerekir. Sevgi arttığı nisbette istifade artar. İnsanın mürşide sevgisi artmıyorsa yerinde sayıyor demektir. Allah dostlarının gönlüne girmek çok kıymetlidir. Velilerin kalbi, gönülleri Allah’ın evidir. Buraları ziyaret edenlerin ruhları, bedenleri ateşten uzak olur. Allah’ı sevmek isteyenler mürşidin gönül kabesine gelmeli/girmelidir.

Yüzünü Sadatlara Çevir
 Bir molla vardı. Seyda Hazretleri ile aynı medresede beraber talebelik yapmışlar. Güzel de bir Sofiydi. Bu molla fakir bir kimse idi. Bir gün Allah’tan zenginlik diledi. Allah Teala da nasip etti. Fakat malı arttıkça Menzil’e gelip gidişi azaldı. Gün geldi sadatların yanına hiç uğramaz oldu. Namazlarını aksattığını da duyduk. Bakın Sofiler, şeytan sadece cahili kandırmıyor. Alimi bile yoldan çıkarabiliyor. Seyda Hazretleri; -“Şu Sofiyi alıp getirin” diye emir verdiler. Dünyaya daldı diye onu bırakmadı. O sadatları belki unuttu ama mübarekler unutmadı. Sofiler, o mollayı alıp getirdiler. Mübarekler o sırada namazı kılmış evine gidiyordu. Avluda karşılaştılar. O alim zat utancından başını kaldırıp bakamıyordu. Muhammed Raşid Hazretleri eliyle işaret ederek ona, -“Sofi! Şöyle bir yürü. Şu gölgeni yakala” dedi. Seyda Hazretlerinin sırtı güneşe dönüktü. O molla da yürümeye başlayınca gölge önüne düşüyordu. Molla yürüdükçe gölgesi de onun önünde yürüyordu. Seyda Hazretleri, -“Ne o Sofi. Gölgeni yakalayamıyor musun?” deyince, molla, -“Kurban nasıl yakalayayım. Ben yürüdükçe o da yürüyor, ilerliyor” dedi. Seyda Hazretleri, -“O zaman bize doğru gel” deyince Sofi, Seyda Hazretlerine doğru yürümeye başladı. Muhammed Raşid Hazretleri, -“Şimdi gölgene bak” deyince, molla, -“Kurban gölgem beni takip ediyor” dedi. Seyda Hazretleri, -“Sofi! Gölge dünyadır. Ne kadar yakalamak istesen de yakalayamazsın. Hatta onlarca yıl peşinden gitsen bile. Ama yüzünü sadatlara çevirirsen dünya dahi aynı gölge gibi sahibini takip eder. Sen sadatlara doğru yürü” buyurdu. 

Dr.Ahmet Çağıl / Mürşid Nazarı 

12 Mayıs 2015 Salı

Yerini bilemeyenlere gelsin :)

Yerini bilenlere de 
hayırlı, huzurlu, mutlu sabahlar, günler, ömürler diliyorum.... 
Dua ve Muhabbetle....

 Osmanlıca Çeviri :
 Nerden dedim başımın üstünde yerin var diye azıttı iyice ! Ya Sabır ! 

5 Mayıs 2015 Salı

Ahhhh İle Kurtuluşa


Sakın kıyaslama kendini başkalarıyla! ..
“Ama ben..” “Ama benim...şu kadar..” Sakın sakın deme!
Şeytan da böyle demedi mi? “Ben! ” dedi..”Üstünüm ondan! ” dedi, kıyasladı kendini, gururlandı...Ve koğulmuşlardan oldu!
Sen de, eğer böyle dersen; Hidayeti için dua ettiklerin varsa mesela, asla kabul olmaz duaların! ..İstersen gece-gündüz namazda, oruçta, ibadette ol, “Ben! ” dediğin, Başkaları hakkında hüküm verdiğin, kıyas yaptığın, O’nun makamına göz diktiğin müddetçe HİÇsin!
Çünkü O, “Ben” diyene değil, “Sen” diyene, rahmet nazarıyla bakıyor..
O, önünde iki büklüm gözyaşlarıyla durana kapılarını açıyor..
Aşağıla nefsini!
Bil ki Sen alçaldıkça yükseltirler seni..
Karı-koca ilişkilerinde olsun, tüm diğer beşeri ilişkilerde olsun, sakın kibirlenme! ..Gururlanma! .. Kendini üstün görme kimseden! ..
Bil ki şeytan sana bu yolla yanaşır ve mağlub eder seni..
Perde olur, O’nunla arandaki rabıtaya..
Vuslatına eremezsin! Daim gurbetlerde kalırsın..
Sakın deme; “Ama benim şu kadar ibadetim var, o namaz bile kılmıyor”
“...O başını bile örtmüyor..”
“..O cumaya bile gitmiyor..”
“O...böyle, ben böyle! ”.. Sakın!
Anlasana, şeytanın oyunu bu!
Ah bilsen ne sinsidir o! Böyle böyle kaydırır ayağını..
Bil ki Allah’ın en sevmediği şey; Tahkir etmek!
Kendi yarattığının, diğer mahlukları aşağılaması, hor görmesi..
Bir nev’i TANRILIK idddiası!
Ah bilsen, bir hor bakış kaç namazı siler götürür!
Bir aşağılayış, kaç iyi ameli yok eder!
Duymadın mı, baksana “kötü” bilinen bir kadın, ayakkabısıyla bir köpeğe su içirdiği için cenneti kazandı! Dün “şöyle-böyle” diye hor baktıkların, O’nun sevgilisi oldular!
O var ya O, bir “Ahhhh” için, yürekten ama, ızdırapla, pişmanlıkla, samimi, ihlaslı bir ahhh için, günahla geçirilmiş bir ömrü siliyor! Sanki yeni doğdun gibi..Afuvv çünkü O..
Eskilerde, böyle bir “Ahhh” duyan bir gönül eri, muhatabına diyor ki; “Al benim tüm ibadetlerimin ecrini, o “ahhh”ını ver bana..” Vefatından sonra rüyasında halini soran bir dostuna da; “ İşte o “Ahhh” sebebine cennetlerdeyim! ”der..
Var mı böyle bir ahın, iki büklüm o kapılarda? Yoksa da amelin, var mı O’nun sevgisinden, O’nun utancıyla, nedametle akıtılmış iki damla gözyaşın?
Var mı? 
Varsa korkma hiç! 
Burda da orda da SEVGİLİSİN!
Bilvanis Net